HAYAT KURUCULARI: GELİN HAYATI YENİDEN KURALIM
Rahman ve Rahim olan Allah’ın Adıyla.
Salat ve selam da Muhammed (sav)’in, onun aile ve ashabının üzerine olsun.
Esas olarak Hz. Peygamberin ashabı
(dostları) hakkında hikayeler anlattığımız ‘Dostlarla Buluşma’ programının
ardından üç beş ay geçti. Bu programda onların hayatlarını ve işlerini detayla
anlaşmıştık. Şimdi sıra kendi hikayemizi ardımızdan anılmaya, hatırlamaya
değecek işler başarmaya geldi.
‘Biz’ derken, ‘sen’ ve ‘ben’i
kastediyorum. Size sunacağım öncekiler gibi yalnızca bir televizyon programı
olmayacak aynı zamanda ülkelerimizi ve gençlerimizi diriltecek, ayağa kaldıracak
bir proje de olacaktır. Bu program, vaaz ve söyleme yönelik değil, uygulamaya
yöneliktir. Kur’an, Sünnet ve Peygamberin dostlarının sözlerine ve işlerine
dayanacaktır. Temel hedefi ülkelerimizin yaşamlarını yeniden kurmaktır.
Hayallerini, umutlarını ve arzularını
yakından tanımak için sokaklarda ve gençler arasında saha araştırması
yapılmıştır. Haftalık programımızda bu konuları makul biçimde teker teker ele
alacağız ve birlikte tartışacağız. Bu ve sonraki bölümde temel konuları
açıklayacağım ve birlikte bunlar hakkında konuşacağız.
Tartışacağımız Konular şunlardır:
.
1.
Bu programın hedefleri
nelerdir?
2.
Bu programdan arzu edilen,
beklenen sonuçlar nelerdir?
3.
Neden onu ‘Hayat
Kurucuları’ diye adlandırdık?
4.
Ne tür bir ‘hayat kurma’
olacak?
5.
Bu programı neden böyle bir
zamanda seçtik (zamanlaması)?
6.
Bu program ile ‘Dostlarla
Buluşma’ programı arasındaki fark nedir?
7.
Sizin için seçtiğimiz
modeller nelerdir?
8.
Bu proje ne kadar sürede
tamamlanacak?
9.
Hangi insan kategorisine
hitap edecek?
10.
Başkalarında bu model nasıl
işledi?
11.
Peygamber (sav)’in bize ve
insanlığa sunduğu model
12.
Hayatı nasıl kurabiliriz ve
projenin aşamaları nelerdir?
Sloganımız, “Gelin Birlikte Hayat
Kuralım.”
Bir kişi hayatını yalnız başına
kuramaz – el ele vermeliyiz. Birlikte yukarıda sözü edilen noktaları ele
alacağız.
1.
Bu programın hedefleri
nelerdir?
A. Genç yaşlı kandın ve erkeklerimizi
ülkelerimizin hizmetinde etkili ve yararlı roller üstlenmeye teşvik etmek.
2.
Bu programdan arzu edilen
sonuçlar nelerdir?
İlk beklentim, etkin katılımlarının
sonucunda gençler asındaki işsizlikte keskin bir düşüş olmasıdır. Genel olarak
başarı için bazı özel şartların sağlanması gerekir:
1.
Yöntem: Hiçbir şekilde
yanlışlık (batıl) ile ilişkisi olmayan ilahi bir yöntem;
2.
Tarih: Kendine güven ve
saygı telkin eden bir geçmiş;
3.
Mali imkanlar;
4.
Gençliğin gücü: Arap alemi
dünyadaki en büyük genç nüfusuna sahiptir. (Türkiye de öyle. Ç.N.).
Bu faktörleri başarıya dönüştürmek
için başka ne gerekir? İki şey daha gereklidir:
1.
Başarıya götürecek irade
(istek) ve kararlılık.
2.
Beyinlerimizi zamanımızı
çalan yararsız şeyleri bir kenara bırakıp çok daha değerli şeylere odaklanmaya
programlamak.
Başarı, bir hayal veya rüya ile başlar
ve fikre dönüşür. Sonra, zihnimize hakim olarak bu fikri gerçekleştirmeye
yöneltir. Yıllar boyu başarılı olanların örneklerine bakacak olursak, çoğunun ya
kendileri için ya da başkalarının uğruna ‘hayat kurma’ yoluna yöneldiğini
görürüz. Ancak hemen hepsi basit ve yeni bir fikirle başlamıştır.
Fatih Sultan Mehmet:
Daha on yaşındayken kalbine doğan bir
hayal ile başladı. Fatih’in hocası çok genç yaşta ona bu arzuyu verdi. Hocası
Hz. Peygamberin (sav) hadisindeki müjdeyi anlattı: “İstanbul mutlaka feth
edilecektir, onu feth eden komutan ne güzel komutan, onu feth eden ordu ne güzel
ordudur.”
Hocası ona “bu komutan neden sen
olmayasın” diye söylerdi. Bu yüzden Komutan kendisini bu misyona hazırlamaya
başladı. Azar azar İstanbul’un korumalı duvarlarına yaklaşmaya başladı ve
kalbinde “Peygamber’in övgüyle bahsettiği kişi ben olacağım” düşüncesi hakim
oldu. Yönetim ve savaş sanatlarını öğrendi ve altı yabancı dili en güzel şekilde
öğrendi ve tecrübesini sürekli geliştirdi. Hedefi gözünde netleşmişti ve bu
sayede yirmi bir yaşında İstanbul’u feth etti.
Dr. Ahmet Züveyl:
Onun başarısının sırrını biliyor
musunuz? Ony başarıya yöneltenin kim olduğunu biliyor musunuz? Gerçek şu ki,
küçüklüğünde annesi onun odasına “Burası Dr. Ahmet Züveyl”in odası” diye bir
levha asmıştır. Bu yüzden çok genç yaşında bir fikirle büyüdü. Kalbini ve
zihnini bu yönde bir irade (istenç) oluşturacak biçimde doldurdu. Sonunda
amacında başarılı oldu.
İman Buhari:
Hayatına yön veren rüyayı gördüğünde
yalnızca 12 yaşındaydı. Hz. Peygamber’in (sav) yolunda yürüdüğünü ve
Peygamber’in ayağını koyduğu hemen her yere ayağını sürdüğünü gördü. Hayret
içinde rüyasından uyandı ve hocasına gitti ve “Kim hadisleri derlerse ve onların
zayıf ve uydurma olanlarını sağlam olanlarından ayıklarsa, sevgili Peygamber
(sav) yolunda yürümek gibidir” dediğini duydu. Hemen rüyasının anlamını anladı
ve İmam Buhari en sağlam Hadis derleyicisi oldu. O İlm-I Rical
(Aktaranlar Bilimi) [2] ve Cerh ve Tâdîl İlmi (Aktarıcıları Red ve Kabul
Bilimi) [3] gibi bilimleri kurmuştur ve sağlam aktarımları (rivayet) ispatlama
kurallarını geliştirmiştir. Bu yöntemle 7,000 hadis toplamıştır. Sağlam
anlatımları (rivayetleri) bulmak için dünyanın etrafını iki kez dolanacak
biçimde bütün dünyada hadis aramıştır. Seyahatleri esnasında zamanın hadis
aktarıcısı olarak tanınan dört bin alimi ziyaret etmiştir. Bir Bağdat
ziyaretinde onu test etmek için bütün alimler toplanmıştı. Aktaranları yanlış
söyleyerek 100 tane sağlam hadis söylediler. Her hadis okunduğunda “Bunu
bilmiyorum, şunu bilmiyorum” dedi. Bitirince dediler ki “Bakın, bu adam ona
söylediğimiz hadislerin hiçbirini tanımadı”. Ama sonra onları şaşırtacak biçimde
söylenen her bir hadisi gerçek aktaranlarıyla beraber tekrar okudu ve hepsini
bitirdi. Böylece kendi bilgi derinliğini ve aşılamayacak yetkinliğini göstermiş
oldu.
Thomas Edison:
Elektriği keşfeden meşhur Thomas
Edison 15 yıllık hayat kesitinde 1,093 tane icat patentine imza attı. Sorun şu
ki, neden onun gibi Müslüman birini görmüyoruz? Edison’a onun diğer
araştırmacılardan farkı sorulduğunda, cevabı şöyle olmuştu: “Ben hiç bir zaman
dahi değildim, benim buluşlarımın % 1’i zeka, % 99’u ter (zahmet) ve iradedir”.
Neden bu başarılı ama Müslüman olmayan adama gıpta etmiyoruz?
Ümeyye Juha:
Bütün Arap Dünya’sında ‘En İyi
Karikatürcü’ lakabını kazandı. Ümeyye Juha kocasının ölümü ve çocuklarını yalnız
yetiştirme gibi önüne çıkan bütün sorunlara rağmen bu ünvanı kazandı.
Gençler de bu listenin dışında
tutulamaz.
Yusuf bin. Teşfin:
Bu model kişilik bu programın hem
gençler hem de yaşlılara hitap ettiğini gösterecek. Yusuf Bin Teşfin Kimdir?
Bu kişi İspanya’daki Müslüman Endülüs
Emevi Devleti’nin üç yüzyıl daha sürmesini sağlamıştı. Bu kahramanımız eyleme
seçtiğinde 90 yaşında idi. 500 yıllık Müslüman yönetiminden sonra Endülüs’ün
küçük krallıklar arasında paylaşılmış olduğuna şahit oldu. Bu sıralarda Avrupa
orduları Endülüs Müslüman topraklarını geri almak için toplanıyorlardı. Bu
duruma seyirci kalmadı. Çok ileri yaşına rağmen atına atladı Endülüs’ü koruyacak
bir plan yaptı. Orduları savaşa yönlendirdi ve Zalaka Savaşı denen yaşamsal bir
savaşta düşmanları dağıttı. Dolayısıyla, üç yüz yıl daha Endülüs’te Müslüman
hakimiyetini yeniden devam ettirmiştir. Bütün bunları 90 yaşındaki yaşlı bir
adam yapmıştı. Hayatının daha sonra ermediğini kanıtlamıştır.
Biz de hayatın yeniden kurabileceğini
göstermek için bu örnek yolları izlemeliyiz.
Mimar Sinan:
Sinan, 50 yaşına kadar tasarıma
başlamamıştı. 85 yaşında öldüğünde, 364 mimari eser miras bıraktı ve bütün
Rönesans İtalyan sanatçıları ondan yararlanmıştır. 2. Dünya Savaşı’nda onun
şaheserine zarar vermemek için Naziler İstanbul’u bombalamamışlardır. Ölürken
demiştir ki: “Yüce Allah, şahidim ol ki bütün yaptıklarımı Senin rızan için
yaptım. Sana yalvarıyorum, Senin rızan için yaptıklarımın hatırına beni
cennetine koy.” Bu adamın bütün işi Allah’a sürekli ibadet değildi ama
eserleriyle bütün bir milleti etkilemişti.
A. Bu programın amacı, gücümüzü
yararsız şeylerle ziyan etmek yerine içimizdeki potansiyeli toplumlarımızın
yararlanacağı pozitif bir işe dönüştürmektir.
Arap gençliği, duvarlarını örümcek
ağlarının sardığı dar ve kasvetli bir odada oturan bunalmış ve mutsuz yaşlı bir
adama benziyor. (Türk geçliği de öyle Ç.N.) Yanındaki koltuğa rasgele atılmış
bir seccadesi, masasında tozlanmış bir Kur’an. Odanın dışı ise güneşli ve
aydınlık. “Neden dışarı, aydınlığa gelmiyorsun?” diye sorduğumuzda, cevabı
“Dışarı gelmeye imkan yok” oluyor. “Bu mümkün” dediğimizde yerinden kalkmak için
kımıldıyor ama kalkamıyor. Vücudu sanki yere zincirlenmiş. Bir zincir sol kolunu
bağlamıştı ve üzerinde “pasiflik” yazıyordu. Sağ kolunda başka bir zincir vardı
ve üzerinde “tembellik” yazıyordu. Boyununda ise bir başka zincir ve adı
“bilgisizlik”. Ayağını bağlayan zincirin adı da “hayatta hedefsizlik”. Ona
diyoruz ki, “ayağa kalkman için önce bu zincirlerden kurtulman lazım. Bunu
yapmana yardımcı olacağız.” Adım adım, öğrenmeye başladı. İradesini (istencini)
güçlendirmeyi, kendisine nasıl hedef belirleyeceğini ve bilgisini nasıl
geliştireceğini öğrenmeye başladı. Hepsini uygulamaya geçirmeye başladı ve
alıştırma yapa yapa bir gün geldi ve odasının kapısını açtık. Ayağa rahatça
kalkabildi. Sonunda odayı terk ettiğinde yanında iki şey vardı. Sağ elinde
Kur’an-ı Kerim ve sol elinde ise hayatı yeniden kurma anahtarı.
B. Bu programın ikinci hedefi gençliğe
umut vermek. Yeterince ümitsizlik (yeis) ve karamsarlık yaşadık.
Allah (c.c.) Kurban’da önemli bir
kural ortaya koymaktadır: “Muhakkak ki Biz kimsenin en güzel biçimde yaptığı
doğru işlerin boşa gitmesine izin vermeyiz.”[4]. Bunun anlamış
şudur, bir kimse bir düşünce için yaşarsa ve onu gerçekleştirmek için büyük çaba
gösterirse, kesinlikle onu gerçekleştirecektir. Bizim ulaşmayı arzu ettiğimiz
şey de tam budur.
C. Üçüncü hedefimiz, günahlardan
uzaklaşarak kendi samimiyetimizi ve bağlılığımızı pekiştirmektir.
İçinizdeki ruh iyi şeylerle uğraşmazsa
bizi nefsimiz kötü şeylere yönlendirebilir. Biliyoruz ki boş zaman kişilik
bütünlüğünün ölümcül düşmanıdır, başarısızlığın en yakın arkadaşıdır. Boş zaman
ve başarısızlık ise günaha götürür.
3. Programa neden
“Hayat Kurucular” ismini verdik?
Allah (c.c.) Kur’an’da Hz. Musa’ya
hitaben diyor ki “(Ey Musa! Sevilmen) ve benim nezaretimde yetiştirilmen için
sana kendimden sevgi verdim. (Kuran 20:39). Ayrıca, “Seni kendim için
yarattım (Seni, kendim için elçi seçtim).” (Kur’an 20:41).
Kendimizi Allah (c.c.) için yeniden
kurmalıyız, düzenlemeliyiz. Biz dindar insanlarız ve kendisine bu iki ayet inen
Musa (a.s.) gibi olmak istiyoruz.
Bu programı neden ‘Hayat Kurma’ değil
de ‘Hayat Kurucuları’ diye isimlendirdik?
İlki birisinin bizim için hayatımızı
kurması ima ederken, ikincisi kendi hayatımızı kendimizin yapması, kurması
anlamına gelir.
4. ‘Hayat Kurucular’
ile ne demek istiyoruz?
·
Bencil olmayan ve ülkelerinin refahı ve iyiliğini düşünen insanlar;
·
“Ben” değil “Biz” kelimesiyle güç bulan insanlar;
·
Ülkelerine hizmet için yol arayan insanlar;
·
Kendi çıkarları için değil Allah (c.c.) ve onun dini için koşuşturan insanlar.
Kötü bir örnek ise Türk futbol milli
takımıdır ki son Dünya Kupası’nda bronz madalya kazanmışlardı. Biz onların Allah
(c.c.) rızası için başarılı olduklarını sanmıştık ama anlaşıldı ki onlar da
tıpkı Batılılar gibi kutlamalar yaparak başarılarının yalnızca kendileri için
olduğunu ima ettiler.
Şimdi gelelim cevaplaması zor olan
soruya. Böyle bir programın zamanlaması neden şimdi? Cevabı gerçekten acı
verici: İçtenlikle söylüyorum ki içinde bulunduğumuz bu süresiz komadan
uyanmadan değişim olmayacak. Hayatın bütün alanlarında en dibe vurduk. Bu
durumdan daha kötüsüne ihtimal vermiyorum çünkü en kötüsü bu durum.
Özetle, İşsizlik, okuryazarlık, sağlık
hizmetleri, gelir, araştırma, okuma-yazma, bilgisayar kullanımı gibi bir çok
açıdan çok kötü durumdayız.
8
Biz çok Batıdakiler gibi bir hayat yaşamak istemiyoruz çünkü onların yoğun
problemleri var ve maddi yaşamları en iyi şeyleri ellerinden almış. En iyi
model, gerektiği gibi uygulanırsa yine Müslüman modeldir
8
Biz Müslümanlar dünya nüfusunun büyük bir bölümünü oluşturuyoruz, yaklaşık beşte
biri.
8
Bizim sorunumuz vermeden almaya alışmamız.
Sevgili Peygamberimiz (sav) demiştir
ki, “Alan el, veren elden üstündür.” “Dilenen” (borç isteyen) ülkeler diye
adlandırılmayı kabul ettik. Diğer ülkeler bize diyor ki, “Size tahammül
ettiğimiz yetmiyor mu? Bizim hakkımızdane düşündüğünüzü neden dikkate alalım?”
Bu tür aşağılamaları ve saldırıları nasıl kabul edebiliriz? Böyle muhtaç bir
hayat sürmeyi kabul etmemeliyiz. “Başarılı olmak, vermek ve hayata katkı yapmak
zorundayız.”
Meşhur yazar Mustafa Sadık el-Rifai
bir keresinde demiştir ki, “yaşama bir şey katmıyorsanız, yaşama bir yüksünüz
demektir.” Bizim izleyecek iyi bir metodumuz var: Kur’an-ı Kerim. Kur’an’da
“kendi işinizi kendiniz görün”, onu yapma yolunda olun”, “düşünmezler mi?”,
“görmezler mi?” anlamında bir çok ifade vardır. Başkaları bu prensiplerden
oldukça yararlandıkları halde biz bunu nasıl yapacağımızı bilemiyoruz.
Allah (c.c.) kaderimizi hayatta ne
istediğimize göre çiziyor. Allah (c.c.) bizim iyi bir halk, halkların en iyisi
olmamızı istiyor. Durumuzun üzücü olduğu doğru ama onu değiştirmek zorundayız.
[1]
sav: Sallallahü Aleyhi ve Selem = Allah (c.c.)’ın bütün duaları ve barışı onun
üzerine olsun.
[2]
İlmi Rijal, kişilikleri inceleyen biyografi biliminden çok önce çıkmış ve çok
titiz analizlerle Peygamber’in (sav) bir hadisini aktaran kişileri ileri
yöntemlerle inceleyen bir bilimdir. Hadisleri yalnızca içerik yönünden değil
kasıtlı veya kasıtsız yalan ve yanlış katma ihtimaline karşı aktaranların
kişiliği açısından da oldukça dikkatle incelenmiştir. Bu sayede çok güzel
ayıklanmış ve şüphe götürmez Hadis koleksiyonu bize ulaşmıştır. Bu titizlik
İncil ve Tevrat’ın yazımında bile gösterilmemiştir.
[3]
(Jerh) Bir hadis aktaranı yalan, unutkanlık gibi kişilik özelliklerinden dolayı
reddetme yöntemlerine denmiştir. (Tâdîl) de bir kişinin aktarımını kabul etmek
için ortaya konulan kriterleri ele almıştır.
[4]
Kur’an hem anlam hem de lafız (söz) olarak Allah (c.c.) tarafından indirildiği
için, her hangi bir dile ve Türkçe’ye çevirisi aslını yüzde yüz karşılayamaz. Bu
yüzden çevirileri her zaman yaklaşık çeviriler olarak almak gerekir.
AmrKhaled.net ©
Her Hakkı Mahfuzdur.
Bu makale, orijinal kaynağı belirtilmek şartıyla, kişilel kullanım amacıyla
serbestçe çoğaltılıp yayınlanabilir. Bütün diğer amaçlar için web sitesi
yönetiminden yazılı onay almanız gerekmektedir. Bilgi için:
dar_altarjama@amrkhaled.net