Türkçe
    HAYAT KURUCULARI
    Sevgilimizin Adımları Üzerinde
Bölüm 1 – Giriş Kısım 1
Languages>Türkçe>HAYAT KURUCULARI
التقيم الحالى لهذا المقال بناء على 11 رأى

AMR HALİD

HAYAT KURUCULARI: GELİN HAYATI YENİDEN KURALIM

 

Bölüm 1 – Giriş Kısım 1

 

Rahman ve Rahim olan Allah’ın Adıyla. Salat ve selam da Muhammed (sav)’in, onun aile ve ashabının üzerine olsun.

 

Esas olarak Hz. Peygamberin ashabı (dostları) hakkında hikayeler anlattığımız ‘Dostlarla Buluşma’ programının ardından üç beş ay geçti. Bu programda onların hayatlarını ve işlerini detayla anlaşmıştık. Şimdi sıra kendi hikayemizi ardımızdan anılmaya, hatırlamaya değecek işler başarmaya geldi.

 

‘Biz’ derken, ‘sen’ ve ‘ben’i kastediyorum. Size sunacağım öncekiler gibi yalnızca bir televizyon programı olmayacak aynı zamanda ülkelerimizi ve gençlerimizi diriltecek, ayağa kaldıracak bir proje de olacaktır. Bu program, vaaz ve söyleme yönelik değil, uygulamaya yöneliktir. Kur’an, Sünnet ve Peygamberin dostlarının sözlerine ve işlerine dayanacaktır. Temel hedefi ülkelerimizin yaşamlarını yeniden kurmaktır.

 

Hayallerini, umutlarını ve arzularını yakından tanımak için sokaklarda ve gençler arasında saha araştırması yapılmıştır. Haftalık programımızda bu konuları makul biçimde teker teker ele alacağız ve birlikte tartışacağız. Bu ve sonraki bölümde temel konuları açıklayacağım ve birlikte bunlar hakkında konuşacağız.

 

Tartışacağımız Konular şunlardır:

.

1.        Bu programın hedefleri nelerdir?

2.        Bu programdan arzu edilen, beklenen sonuçlar nelerdir?

3.        Neden onu ‘Hayat Kurucuları’ diye adlandırdık?

4.        Ne tür bir ‘hayat kurma’ olacak?

5.        Bu programı neden böyle bir zamanda seçtik (zamanlaması)?

6.        Bu program ile ‘Dostlarla Buluşma’ programı arasındaki fark nedir?

7.        Sizin için seçtiğimiz modeller nelerdir?

8.        Bu proje ne kadar sürede tamamlanacak?

9.        Hangi insan kategorisine hitap edecek?

10.     Başkalarında bu model nasıl işledi?

11.     Peygamber (sav)’in bize ve insanlığa sunduğu model

12.     Hayatı nasıl kurabiliriz ve projenin aşamaları nelerdir?

 

Sloganımız, “Gelin Birlikte Hayat Kuralım.”

 

Bir kişi hayatını yalnız başına kuramaz – el ele vermeliyiz. Birlikte yukarıda sözü edilen noktaları ele alacağız.

 

1.        Bu programın hedefleri nelerdir?

 

 A. Genç yaşlı kandın ve erkeklerimizi ülkelerimizin hizmetinde etkili ve yararlı roller üstlenmeye teşvik etmek.

 

2.        Bu programdan arzu edilen sonuçlar nelerdir?

 

İlk beklentim, etkin katılımlarının sonucunda gençler asındaki işsizlikte keskin bir düşüş olmasıdır. Genel olarak başarı için bazı özel şartların sağlanması gerekir:

1.        Yöntem: Hiçbir şekilde yanlışlık (batıl) ile ilişkisi olmayan ilahi bir yöntem;

2.        Tarih: Kendine güven ve saygı telkin eden bir geçmiş;

3.        Mali imkanlar;

4.        Gençliğin gücü: Arap alemi dünyadaki en büyük genç nüfusuna sahiptir. (Türkiye de öyle. Ç.N.).

 

Bu faktörleri başarıya dönüştürmek için başka ne gerekir? İki şey daha gereklidir:

1.        Başarıya götürecek irade (istek) ve kararlılık.

2.        Beyinlerimizi zamanımızı çalan yararsız şeyleri bir kenara bırakıp çok daha değerli şeylere odaklanmaya programlamak.

 

Başarı, bir hayal veya rüya ile başlar ve fikre dönüşür. Sonra, zihnimize hakim olarak bu fikri gerçekleştirmeye yöneltir. Yıllar boyu başarılı olanların örneklerine bakacak olursak, çoğunun ya kendileri için ya da başkalarının uğruna ‘hayat kurma’ yoluna yöneldiğini görürüz. Ancak hemen hepsi basit ve yeni bir fikirle başlamıştır.

 

Fatih Sultan Mehmet:

Daha on yaşındayken kalbine doğan bir hayal ile başladı. Fatih’in hocası çok genç yaşta ona bu arzuyu verdi. Hocası Hz. Peygamberin (sav) hadisindeki müjdeyi anlattı: “İstanbul mutlaka feth edilecektir, onu feth eden komutan ne güzel komutan, onu feth eden ordu ne güzel ordudur.”

 

Hocası ona “bu komutan neden sen olmayasın” diye söylerdi. Bu yüzden Komutan kendisini bu misyona hazırlamaya başladı. Azar azar İstanbul’un korumalı duvarlarına yaklaşmaya başladı ve kalbinde “Peygamber’in övgüyle bahsettiği kişi ben olacağım” düşüncesi hakim oldu. Yönetim ve savaş sanatlarını öğrendi ve altı yabancı dili en güzel şekilde öğrendi ve tecrübesini sürekli geliştirdi. Hedefi gözünde netleşmişti ve bu sayede yirmi bir yaşında İstanbul’u feth etti.

 

Dr. Ahmet Züveyl:

 

Onun başarısının sırrını biliyor musunuz? Ony başarıya yöneltenin kim olduğunu biliyor musunuz? Gerçek şu ki, küçüklüğünde annesi onun odasına “Burası Dr. Ahmet Züveyl”in odası” diye bir levha asmıştır. Bu yüzden çok genç yaşında bir fikirle büyüdü. Kalbini ve zihnini bu yönde bir irade (istenç) oluşturacak biçimde doldurdu. Sonunda amacında başarılı oldu.

 

İman Buhari:

 

Hayatına yön veren rüyayı gördüğünde yalnızca 12 yaşındaydı. Hz. Peygamber’in (sav) yolunda yürüdüğünü ve Peygamber’in ayağını koyduğu hemen her yere ayağını sürdüğünü gördü. Hayret içinde rüyasından uyandı ve hocasına gitti ve “Kim hadisleri derlerse ve onların zayıf ve uydurma olanlarını sağlam olanlarından ayıklarsa, sevgili Peygamber (sav) yolunda yürümek gibidir” dediğini duydu. Hemen rüyasının anlamını anladı ve İmam Buhari en sağlam Hadis derleyicisi oldu. O İlm-I Rical (Aktaranlar Bilimi) [2] ve Cerh ve Tâdîl İlmi (Aktarıcıları Red ve Kabul Bilimi) [3] gibi bilimleri kurmuştur ve sağlam aktarımları (rivayet) ispatlama kurallarını geliştirmiştir. Bu yöntemle 7,000 hadis toplamıştır. Sağlam anlatımları (rivayetleri) bulmak için dünyanın etrafını iki kez dolanacak biçimde bütün dünyada hadis aramıştır. Seyahatleri esnasında zamanın hadis aktarıcısı olarak tanınan dört bin alimi ziyaret etmiştir. Bir Bağdat ziyaretinde onu test etmek için bütün alimler toplanmıştı. Aktaranları yanlış söyleyerek 100 tane sağlam hadis söylediler. Her hadis okunduğunda “Bunu bilmiyorum, şunu bilmiyorum” dedi. Bitirince dediler ki “Bakın, bu adam ona söylediğimiz hadislerin hiçbirini tanımadı”. Ama sonra onları şaşırtacak biçimde söylenen her bir hadisi gerçek aktaranlarıyla beraber tekrar okudu ve hepsini bitirdi. Böylece kendi bilgi derinliğini ve aşılamayacak yetkinliğini göstermiş oldu.

 

Thomas Edison:

 

Elektriği keşfeden meşhur Thomas Edison 15 yıllık hayat kesitinde 1,093 tane icat patentine imza attı. Sorun şu ki, neden onun gibi Müslüman birini görmüyoruz? Edison’a onun diğer araştırmacılardan farkı sorulduğunda, cevabı şöyle olmuştu: “Ben hiç bir zaman dahi değildim, benim buluşlarımın % 1’i zeka, % 99’u ter (zahmet) ve iradedir”. Neden bu başarılı ama Müslüman olmayan adama gıpta etmiyoruz?

 

Ümeyye Juha:

 

Bütün Arap Dünya’sında ‘En İyi Karikatürcü’ lakabını kazandı. Ümeyye Juha kocasının ölümü ve çocuklarını yalnız yetiştirme gibi önüne çıkan bütün sorunlara rağmen bu ünvanı kazandı.

 

Gençler de bu listenin dışında tutulamaz.

 

Yusuf bin. Teşfin:

 

Bu model kişilik bu programın hem gençler hem de yaşlılara hitap ettiğini gösterecek. Yusuf Bin Teşfin Kimdir?

Bu kişi İspanya’daki Müslüman Endülüs Emevi Devleti’nin üç yüzyıl daha sürmesini sağlamıştı. Bu kahramanımız eyleme seçtiğinde 90 yaşında idi. 500 yıllık Müslüman yönetiminden sonra Endülüs’ün küçük krallıklar arasında paylaşılmış olduğuna şahit oldu. Bu sıralarda Avrupa orduları Endülüs Müslüman topraklarını geri almak için toplanıyorlardı. Bu duruma seyirci kalmadı. Çok ileri yaşına rağmen atına atladı Endülüs’ü koruyacak bir plan yaptı. Orduları savaşa yönlendirdi ve Zalaka Savaşı denen yaşamsal bir savaşta düşmanları dağıttı. Dolayısıyla, üç yüz yıl daha Endülüs’te Müslüman hakimiyetini yeniden devam ettirmiştir. Bütün bunları 90 yaşındaki yaşlı bir adam yapmıştı. Hayatının daha sonra ermediğini kanıtlamıştır.

 

Biz de hayatın yeniden kurabileceğini göstermek için bu örnek yolları izlemeliyiz.

 

Mimar Sinan:

 

Sinan, 50 yaşına kadar tasarıma başlamamıştı. 85 yaşında öldüğünde, 364 mimari eser miras bıraktı ve bütün Rönesans İtalyan sanatçıları ondan yararlanmıştır. 2. Dünya Savaşı’nda onun şaheserine zarar vermemek için Naziler İstanbul’u bombalamamışlardır. Ölürken demiştir ki: “Yüce Allah, şahidim ol ki bütün yaptıklarımı Senin rızan için yaptım. Sana yalvarıyorum, Senin rızan için yaptıklarımın hatırına beni cennetine koy.” Bu adamın bütün işi Allah’a sürekli ibadet değildi ama eserleriyle bütün bir milleti etkilemişti.

 

A. Bu programın amacı, gücümüzü yararsız şeylerle ziyan etmek yerine içimizdeki potansiyeli toplumlarımızın yararlanacağı pozitif bir işe dönüştürmektir.

 

Arap gençliği, duvarlarını örümcek ağlarının sardığı dar ve kasvetli bir odada oturan bunalmış ve mutsuz yaşlı bir adama benziyor. (Türk geçliği de öyle Ç.N.) Yanındaki koltuğa rasgele atılmış bir seccadesi, masasında tozlanmış bir Kur’an. Odanın dışı ise güneşli ve aydınlık. “Neden dışarı, aydınlığa gelmiyorsun?” diye sorduğumuzda, cevabı “Dışarı gelmeye imkan yok” oluyor. “Bu mümkün” dediğimizde yerinden kalkmak için kımıldıyor ama kalkamıyor. Vücudu sanki yere zincirlenmiş. Bir zincir sol kolunu bağlamıştı ve üzerinde “pasiflik” yazıyordu. Sağ kolunda başka bir zincir vardı ve üzerinde “tembellik” yazıyordu. Boyununda ise bir başka zincir ve adı “bilgisizlik”. Ayağını bağlayan zincirin adı da “hayatta hedefsizlik”. Ona diyoruz ki, “ayağa kalkman için önce bu zincirlerden kurtulman lazım. Bunu yapmana yardımcı olacağız.”  Adım adım, öğrenmeye başladı. İradesini (istencini) güçlendirmeyi, kendisine nasıl hedef belirleyeceğini ve bilgisini nasıl geliştireceğini öğrenmeye başladı. Hepsini uygulamaya geçirmeye başladı ve alıştırma yapa yapa bir gün geldi ve odasının kapısını açtık. Ayağa rahatça kalkabildi. Sonunda odayı terk ettiğinde yanında iki şey vardı. Sağ elinde Kur’an-ı Kerim ve sol elinde ise hayatı yeniden kurma anahtarı.

 

B. Bu programın ikinci hedefi gençliğe umut vermek. Yeterince ümitsizlik (yeis) ve karamsarlık yaşadık.

 

Allah (c.c.) Kurban’da önemli bir kural ortaya koymaktadır: “Muhakkak ki Biz kimsenin en güzel biçimde yaptığı doğru işlerin boşa gitmesine izin vermeyiz.”[4].  Bunun anlamış şudur, bir kimse bir düşünce için yaşarsa ve onu gerçekleştirmek için büyük çaba gösterirse, kesinlikle onu gerçekleştirecektir. Bizim ulaşmayı arzu ettiğimiz şey de tam budur.

 

C. Üçüncü hedefimiz, günahlardan uzaklaşarak kendi samimiyetimizi ve bağlılığımızı pekiştirmektir.

 

İçinizdeki ruh iyi şeylerle uğraşmazsa bizi nefsimiz kötü şeylere yönlendirebilir. Biliyoruz ki boş zaman kişilik bütünlüğünün ölümcül düşmanıdır, başarısızlığın en yakın arkadaşıdır. Boş zaman ve başarısızlık ise günaha götürür.

 

                3. Programa neden “Hayat Kurucular” ismini verdik?

 

Allah (c.c.) Kur’an’da Hz. Musa’ya hitaben diyor ki “(Ey Musa! Sevilmen) ve benim nezaretimde yetiştirilmen için sana kendimden sevgi verdim. (Kuran 20:39). Ayrıca, “Seni kendim için yarattım (Seni, kendim için elçi seçtim).” (Kur’an 20:41).

 

Kendimizi Allah (c.c.) için yeniden kurmalıyız, düzenlemeliyiz. Biz dindar insanlarız ve kendisine bu iki ayet inen Musa (a.s.) gibi olmak istiyoruz.

 

Bu programı neden ‘Hayat Kurma’ değil de ‘Hayat Kurucuları’ diye isimlendirdik?

İlki birisinin bizim için hayatımızı kurması ima ederken, ikincisi kendi hayatımızı kendimizin yapması, kurması anlamına gelir.

 

                4. ‘Hayat Kurucular’ ile ne demek istiyoruz?

 

·       Bencil olmayan ve ülkelerinin refahı ve iyiliğini düşünen insanlar;

·       “Ben” değil “Biz” kelimesiyle güç bulan insanlar;

·       Ülkelerine hizmet için yol arayan insanlar;

·       Kendi çıkarları için değil Allah (c.c.) ve onun dini için koşuşturan insanlar.

 

Kötü bir örnek ise Türk futbol milli takımıdır ki son Dünya Kupası’nda bronz madalya kazanmışlardı. Biz onların Allah (c.c.) rızası için başarılı olduklarını sanmıştık ama anlaşıldı ki onlar da tıpkı Batılılar gibi kutlamalar yaparak başarılarının yalnızca kendileri için olduğunu ima ettiler.

 

Şimdi gelelim cevaplaması zor olan soruya. Böyle bir programın zamanlaması neden şimdi? Cevabı gerçekten acı verici: İçtenlikle söylüyorum ki içinde bulunduğumuz bu süresiz komadan uyanmadan değişim olmayacak. Hayatın bütün alanlarında en dibe vurduk. Bu durumdan daha kötüsüne ihtimal vermiyorum çünkü en kötüsü bu durum.

 

Özetle, İşsizlik, okuryazarlık, sağlık hizmetleri, gelir, araştırma, okuma-yazma, bilgisayar kullanımı gibi bir çok açıdan çok kötü durumdayız.

8 Biz çok Batıdakiler gibi bir hayat yaşamak istemiyoruz çünkü onların yoğun problemleri var ve maddi yaşamları en iyi şeyleri ellerinden almış. En iyi model, gerektiği gibi uygulanırsa yine Müslüman modeldir

8 Biz Müslümanlar dünya nüfusunun büyük bir bölümünü oluşturuyoruz, yaklaşık beşte biri.

8 Bizim sorunumuz vermeden almaya alışmamız.

 

Sevgili Peygamberimiz (sav) demiştir ki, “Alan el, veren elden üstündür.” “Dilenen” (borç isteyen) ülkeler diye adlandırılmayı kabul ettik. Diğer ülkeler bize diyor ki, “Size tahammül ettiğimiz yetmiyor mu? Bizim hakkımızdane düşündüğünüzü neden dikkate alalım?” Bu tür aşağılamaları ve saldırıları nasıl kabul edebiliriz? Böyle muhtaç bir hayat sürmeyi kabul etmemeliyiz. “Başarılı olmak, vermek ve hayata katkı yapmak zorundayız.”

 

Meşhur yazar Mustafa Sadık el-Rifai bir keresinde demiştir ki, “yaşama bir şey katmıyorsanız, yaşama bir yüksünüz demektir.” Bizim izleyecek iyi bir metodumuz var: Kur’an-ı Kerim. Kur’an’da “kendi işinizi kendiniz görün”, onu yapma yolunda olun”, “düşünmezler mi?”, “görmezler mi?” anlamında bir çok ifade vardır. Başkaları bu prensiplerden oldukça yararlandıkları halde biz bunu nasıl yapacağımızı bilemiyoruz.

 

Allah (c.c.) kaderimizi hayatta ne istediğimize göre çiziyor. Allah (c.c.) bizim iyi bir halk, halkların en iyisi olmamızı istiyor. Durumuzun üzücü olduğu doğru ama onu değiştirmek zorundayız.

 


[1] sav: Sallallahü Aleyhi ve Selem = Allah (c.c.)’ın bütün duaları ve barışı onun üzerine olsun.

[2] İlmi Rijal, kişilikleri inceleyen biyografi biliminden çok önce çıkmış ve çok titiz analizlerle Peygamber’in (sav) bir hadisini aktaran kişileri ileri yöntemlerle inceleyen bir bilimdir. Hadisleri yalnızca içerik yönünden değil kasıtlı veya kasıtsız yalan ve yanlış katma ihtimaline karşı aktaranların kişiliği açısından da oldukça dikkatle incelenmiştir. Bu sayede çok güzel ayıklanmış ve şüphe götürmez Hadis koleksiyonu bize ulaşmıştır. Bu titizlik İncil ve Tevrat’ın yazımında bile gösterilmemiştir.

[3] (Jerh) Bir hadis aktaranı yalan, unutkanlık gibi kişilik özelliklerinden dolayı reddetme yöntemlerine denmiştir. (Tâdîl) de bir kişinin aktarımını kabul etmek için ortaya konulan kriterleri ele almıştır.

[4] Kur’an hem anlam hem de lafız (söz) olarak Allah (c.c.) tarafından indirildiği için, her hangi bir dile ve Türkçe’ye çevirisi aslını yüzde yüz karşılayamaz. Bu yüzden çevirileri her zaman yaklaşık çeviriler olarak almak gerekir.

 

AmrKhaled.net ©  Her Hakkı Mahfuzdur.
Bu makale, orijinal kaynağı belirtilmek şartıyla, kişilel kullanım amacıyla serbestçe çoğaltılıp yayınlanabilir. Bütün diğer amaçlar için web sitesi yönetiminden yazılı onay almanız gerekmektedir. Bilgi için
:
dar_altarjama@amrkhaled.net

تنبيه:لن يتم قبول التعليقات التي بغير اللغة العربية أو الانجليزية**
أضف تعليق
الاسم
البريد الالكترونى

*فقط من أجل التواصل ولن يتم عرضه بالموقع.
عنوان التعليق
التعليق

*الحد الأقصى للتعليق هو 750 حرف.

تعليقات الزوار

--- أضف تعليق ---
طباعة المقال
إرسال المقال لصديق
متصفح ملفات اﻷكروبات
متصفح ملفات اﻷوفيس
جميع حقوق النشر محفوظة   Amrkhaled.net   1427 ©     هجرية     Managed By: ZADSolutions
برعاية